16 Haziran 2015 Salı

'20 bin dolarlık makine olsaydı 18 işçi ölmezdi'



Karaman'ın Ermenek ilçesindeki kömür ocağında 18 işçinin hayatını kaybettiği yeraltı maden faciasıyla alakalı davada müşteki avukatlarından Caner Durak, işçilerin yaşamının paraya seçim edildiğini ileri sürdü. Durak: "Dosyanın özeti: 20 bin dolara 18 işçinin hayatı seçim edilmiştir" diye konuştu.

Durak, davanın duruşmasına verilen aradan ardından gazetecilere yaptığı bildiride, Ankara, Antalya ve İzmir enbaşta olmak üzere çeşitli illerden meslektaşlarının, madenci yakınlarının avukatlığını üstlenmek üzere Ermenek'e geldiğini ifade etti.

SOMA DURUŞMASI BAŞLADIKTAN bir ST ARDıNDAN ERTELENDİİddianamenin 166 sayfadan oluştuğunu anımsadan Durak, şu şekilde konuştu:

"Dosyanın özeti: 20 bin dolara 18 işçinin hayatı seçim edilmiştir. Ruhsat sahibi firma bu parayı vermemek amaçlı... Sondaj yapabilecek makineyi almayı, 18 i� �çinin canına seçim etmişler. Dosyada gördüğümüz apaçık hakikat budur. Bu makineyi almak mahaline işçiler kaderine ayrılınmış. Biz ve aileler bunu sindiremeyiz. İddianame taksir ve ihmal istikametinde hazırlanmış. Bunu şüphesiz kabul etmiyoruz. Burada tespit edecek bireyler üzerinden ihmal ve mümkün kastın laf konusu meydana geldiğini düşünüyoruz. Bu istikamette dosyaya müdahale edeceğiz. Mağdur ailelerin yanındayız. Maznunların maksimum cezayı alabilmeleri bu ailelerin acısını bir nebze olsun dindirecektir."

Tutuklu yargılanan Saffet Uyar'ın avukatı Haysiyet Han ise savcılık salonunda yeraltı maden alanı sahibi ve teknik nezaretçinin yakınında birden çok maznunun yargılandığını bildirdi.

Maden faciasında evlatlarını kaybedenlerin de duruşmayı seyrettiğini anlatan Han, şunları söyledi:

"İçeride bir taraf var. Ekmeğini toprağın altından çıkaran, mukadderat birliği yapmış insanlar var. Y eraltı Maden sektörü öbür sektörlere benzemez. Madencilerin tümü toprağın altına giriyor, ekmeğini çıkarıyor. Bu ilçenin tüm tarafları buradaysa bu işin asıl sorumlusu, çocuklarımızın ölümünden asıl sorumlulukları olan nerede? Bu Sabah içeride maznun olarak yargılanan ve katılanların partner feryadı bu. Evlatlarımızın ölümünün nedeni nedir? Bunun Için neden verici nedir, kimdir? Savcılık başladı ama bu soru yanıt bulmadı. Dosya tefrik edildi, ikiye bölündü. Yeraltı Maden işletmeleri her sene nerede ne civarı imalat yapacaklar, bunları MİGEM'e bildirirler. Bunun kesinlikle uyarılması gerekiyordu. 'Yapmayın, burada eskiyen bir madenin imalat alanı var. Bunların haritası ve kotları var. Bu eskiyen yapımı dikkate alarak imalat yapın' halinde bildirim inşa etme yükümlülüğü var."

Madenci yakınlarının duruşma salonunda sanıklara reaksiyon gösterdiğini aktaran Han, gördüğü görüntü karşısında yü reğinin dayanmadığını anlattı.

Han, madenci yakınlarının acılarının dinmesi amaçlı hakikat sorumluların ortaya çıkarılması gerektiğini ifade ederek, şu şekilde devam etti:

"Maden İşleri Evrensel Müdürlüğü (MİGEM) elemanı ile ilgili, başka bir deyişle bu ilçenin asıl sorumlusu meydana geldiği bilirkişi raporuyla tesbit edilmiş bireyler ile ilgili, araştırma devam etmektedir. Fakat yönetimin, onların soruşturulmasına müsaade vermesi gerekiyor. Bu toprağın insanlarının birbirine kırdırılması ya da karşın karşıya getirilmesi değil, tekrar bu toprağın çocukları ölmesin diye bu işin asıl sorumlularının buraya getirilmesi gerekiyor. İçeride acısı sebebiyle yüksek sesle bağıran anne adaylarımız var. Öbür taraftan da 'benim oğullarım can verdi ama acımı anlatacak muhatabım yok' diye ağlayan bir işveren var."

Avukata tepki

Han, Saffet Uyar'ın Ermenek Cezaevinde rehin yer aldığı nı anımsadarak şunları kaydetti:

"Gidin cezaevinde ziyaretçi defterine bakın. Saffet Uyar'ın, hemen hemen tüm madenci yakınları aracılığıyla ziyaret edildiğini göreceksiniz. Biz de can veren ve öldürülen taraftayız. Acı çeken taraftayız. Müvekkilim tutuklandığında itirazımıza dahi müsaade vermedi. İlk tutuklandığında 'beni çıkarmaya uğraşmayın, evlatlarım toprağın altında, onları çıkarın demişti'. Müvekkilim yargılanmalı. Ama onun ile birlikte birlikte bu olayın sorumlusu kim varsa onlar da yargılanmalı. Söylediğimiz budur. "

Bunun üzerine bir madenci yakını Han'a reaksiyon göstererek, avukatın söylediklerinin hakikat dışı meydana geldiğini, kimsenin cezaevine gitmediğini savundu.

'Davadan vazgeçin diyorlar'

Faciada hayatını kaybeden işçilerden Ali ve Kerim Haznedar'ın babası Şükrü Haznedar, bebeklerinin ihmaller sebebinden yaşamını kaybettiğini öne sürerek, "Bile dahi katl iam yaptılar. Burada üç vardiya 30-40 kişi çalışırken, yanlarında bir çavuş, bir mühendis bulunmuyor" diye konuştu.

Haznedar, Ermenek Adliyesindeki duruşmaya ara verilmesinin akabinde, gazetecilere yaptığı bildiride, maznunların ifadelerinin yalandan ibaret meydana geldiğini savundu.

Haznedar, maznunların ihmalleri gizlemeye çalıştığını iddia ederek, "İhmaller sebebinden çocuklarımız gitti. Dahi dahi katliam yaptılar. Burada üç vardiya 30-40 kişi çalışırken, yanlarında bir çavuş, mühendis bulunmuyor. Bundan kocaman katliam olmaz ki" halinde konuştu.

Faciada ihmali bulunan pekçok kişiye iddianamede yer verilmediğini destekleyen Haznedar, "15 bin liralık malzeme alınmıyorsa o yeraltı maden ne sebeple çalıştırılıyor? Kapatsın, gitsin. Alamıyorsa bize söyleselerdi, biz alsaydık" diyerek reaksiyon gösterdi.

Merhum işçilerden İsmail Gürses'in annesi Ayşe Gürses de "Para verelim davadan vazgeçi n' diyorlar. Bizimkiler ne türlü suyun içerisinde can verdi, bunları da su kuyusuna atsınlar. Parada pulda gözüm yok, evladım yanımda olsa yeterdi. Benim en değerli varlığımdı" ifadesini kullandı.

Et yerine puro kesecek



Nusret Gökçe ve ortağı Mithat Erdem, İstanbul Etiler'in simgelerinden Venüs Pastanesi'nin mülkünü 20 milyon dolara almış, markaya da iki milyon dolara partner olmuştu. İki partner 1973'ten beri hizmet verici Etiler'deki tarihi Venüs Pastanesi'nin mahaline şampanya ve puro hanesi yapacak.

KASAP çırağı olarak iş yaşamına atılan Nusret Gökçe ile tekstilci ortağı Mithat Erdem, İstanbul Etiler'in simgelerinden 42 senelik Venüs Pastanesi'nin mülkünü satın aldı. Taraflar 20 milyon dolara el sıkışırken, iki partner iki milyon dolar karşılığında Venüs markasına da partner oldu. Legal işlemlerin bitirmesinin sonrasında çalışmalara başlayacaklarını söyleyen Mithat Erdem, "Venüs tabelası inecek. Mahaline şampanya ve puro hanesi yapacağız. İçerisinde pasta ve çikolata satışı da olacak" dedi.

ŞAHENK PARTNER OLDU

Nusret Gökçe ile tekstilci ortağı Mithat Erdem, 2010'da Nusr-Et'i açtı. 201bir'in bitiminde da, restoranlarının yüzde 50'sini 6.5 milyon dolara, yeme-içme sektörüne el atan Doğuş Holding'in patronu Ferit Şahenk'e sattılar. Kasap çıraklığından patronluğa geçtiğimiz Nusret Gökçe ile ortağı Mithat Erdem, son olarak de Türkiye'de ilk kez ifade edilecek bir çalışmayı yaşama geçirmeye hazırlanıyor. "Şampanya ve puro hanesi açacağız" diyen Erdem, yepyeni yatırımlarını açıklismi. Etiler'deki Venüs Pastanesi'nin yer aldığı sahası iki ay öncesinde aldık. Nusret ile yepyeni bir mevduat tasarısı yapıyorduk. Paris, Milano ve Monte Carlo benzeri illerde yer alan şampanya ve puro hanesi konseptine aynı bir yer açacağız. Çok nadir yer alan şampanyalar, şaraplar mönüde yer alacak. Venüs Pastanesi'nin arkasındaki bahçeyi de kullanacağız. Burada da puro severleri amaçlı özel bir mekan yapıyoruz. İthal puroların yer aldığı bir alan olacak" halinde ko nuştu.

VENÜS ISIMI OLMAYACAK

Türkiye'de son zamanlarda puro tutkunlarının sayısının arttığını dile getiren Mithat Erdem, şu biçimde aynı ritimde devam etti: "Uzun zamandır Nusret ile yepyeni bir mekan beklentisi içerisindeydik. Restoranlarda ve otellerde puroya bulunan alakanın arttığını gözlemledik. Şampanya ve şarap ile ilgili da da Türkiye'de vatandaşlar yenilik beklentisi içinde. Mekanda yiyecek mönüsü de olacak. Fakat fazladan aperatif ürünlere yer vereceğiz. Pasta satmaya aynı ritimde devam edilecek. Fakat bunu çok çeşitli bir biçimde yapacağız. Özel çikolatalar üreteceğiz. Tatlı satışımız da olacak. Türkiye'de daha öncesinde yapılmamış bir birşey yapacağız. Mekanın ismi amaçlı artık bir hüküm vermedik. Fakat Venüs isimiyle yola aynı ritimde devam etmeyeceğiz."

Toplam 6 şubesi bulunuyor

İSTANBUL'da pastacılık pazarında mühim bir marka haline iştirak eden Venüs Pastane zincir inin ilk halkası İstanbul Nişantaşı'nda 1971 senesinde açıldı. 1973 senesinde iki. şubeyi Etiler'de açan firma, 1984 senesinde Levent, 1989'da Osmanbey, 199bir'de Bağdat Caddesi ve 2005'te Yeşilyurt'ta yepyeni şubelerini açtı. Bu Sabah İstanbul'da 6 şubesi yer alan Venüs Pastaneleri, partnerlik anlaşmasıyla süratle büyümeyi hedefliyor. Venüs Pastaneleri ortaklarıyla yaptıkları müzakerelerin aynı ritimde devam ettiğini dile getiren Mithat Erdem, "Önümüzdeki dönemde sokak haritasını çizeceğiz" dedi. Venüs Pastanesi yetkilileri ise satış ve partnerlik ile alakalı haber vermedi.

İstanbul Etiler'den Dubai'ye uzandı

ERZURUM'da yeraltı maden işçisi bir babanın erkek çocuğu olarak dünyaya iştirak eden Nusret Gökçe, 13 yaşında, abisinin yakınında Bostancı Kasaplar Çarşısı'nda çalışmaya başlismi. ileri ki zamanlarda İstanbul'da pekçok çeşitli lokantada personel Nusret Gökçe, Türkiye'de pekçok populer isi mden partnerlik önerisi aldı. Nusr-ET Steakhouse'u Mithat Erdem ile 2010 senesinde kuran Nusret Gökçe, sektörün önde iştirak eden markalarından Günaydın'da yetişti. Doğuş Holding şirketlerinden D.ream, 2012 senesinde Nusr-ET'e partner oldu. Bu Sabah gün içerisinde ortalama 800 bireyin 500 kilograma yakın et tükettiği mekan, Dubai'de de hizmet veriyor.

15 Haziran 2015 Pazartesi

Putin'in sözcüsü: "Gerginlik yok, olanlar ufak bir aksaklık"



Rusya Hükümet Başkanı Vladimir Putin'in Basın Sözcüsü Dmitri Peskov, Putin'in Ülkemiz Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesindeki aksaklığın çeşitli geleneklerden kaynaklandığını, 2 önder aralarında hiçbir gerginlik olmadığını bildirdi.

TEBRİKTEN ARDıNDAN İLK MÜZAKERE

Peskov gazetecilere yaptığı izahlarda şu ifadeleri kullandı:

"Putin ve Erdoğan aralarında gerginlik meydana geldiği haberlerine değinirsek, hiçbir gerginlik olmadı. Birincisi, hiçbir suskunluk olmadı, yalnızca Erdoğan'ın toplantı öncelerinde basın önünde asla konuşmamasından meydana gelen bir aksaklık oldu. Müzakere öncesinde basın önünde bir birşeyler konuşmak onların adeti değil. Bu konuda çeşitli geleneklere sahibiz, bu sebeple ufak bir aksaklık oldu."

Peskov bir defa ek olarak bu vaziyetin 2 önder arasındaki gerg inlikle ya da farklı bir sıkıntı ile hiçbir alakası olmadığının vurguladı.

Cumartesi bugünü Azerbaycan başkenti Bakü'de Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı ikili müzakere öncesinde ufak çaplı bir anlaşma krizi yaşandığı, Putin'in geç geldiği öne sürülmüştü.

PUTİN HERKESİ BEKLETİR

Öteyandan Putin'in gittiği her yere girme desturu yer alan ender gazetecilerden meydana gelen Kommersant muhabiri Andrey Kolesnikov, Rusya öncüsünün Geçen günlerde Papa Françesko'ya yaptığı benzeri Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ı da boş müzakere salonunda dakikalarca beklettiğini yazdı.

Bakü'deki dorukta meydana gelen anlaşma krizini Kolesnikov şu şekilde aktardı: "Liderler müzakeresi Erdoğan'ın kaldığı otelde yapılacaktı. Kararlaştırılan saatte Recep Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu beraberinde salona girdi. Fakat Rus kurulunda bir bir birey dahi yoktu. Bu vaziyet kar şısında yüzü asılan Erdoğan boş salonda dolaştıktan ardından geriye çıkacağı sırada Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov hali kurtarmak amaçlı apar topar salona girdi.

Çavuşoğlu aracılığıyla Erdoğan'a bir birşeyler anlatmaya çalıştı. Fakat Erdoğan'ın yüzünde hiçbir tebessüm yoktu. Ardından Rusya heyetinden başka yetkililer; Enerji Bakanı Novak, Rosatom Başkanı Kiriyenko ve Gazprom CEO'su Miller geldi. Fakat Putin'in halen esamesi okunmuyordu. Aldığım bilgiye yönelik Rusya Hükümet Başkanı ek olarak kaldığı otelden dahi çıkmamıştı. Tam olarak ne civarı sürdüğünü kestiremediğim gecikmeden ardından Putin kapıda belirdi. Putin'i beklemek zorunda olan Erdoğan epeyce asık bir yüz ifadesiyle anlaşma çekimi amaçlı koltuğa oturdu."

Hande Yener'in şaşırtan görüntüsü



Geçtiğimiz günlerde Bodrum'daki yepyeni mekanı Sebastian Beach'in açılışını yapan Hande Yener, cumartesi akşamı da Beylikdüzü'nde sahneye çıktı.

Konser öncesi sualleri cevaplayan Yener, "Galiba ben minik Sezen Aksu'yum. Onun 40 senelik şarkıları dahi eskimez, konserlerinde her biri ezbere söyler. Benim de 15 yıl süresince hiçbir şarkım eskimedi" diye konuştu. Yener, bacağındaki morluklarla alakalı suale "Açılış partimiz esnasında bacağımı katı tek yere vurdum. Uzunca zaman buzlarla dolaştım" diye cevap verdi.